Gitmeyi kendin isteyerek gittin… Hiçbir sebep yokken, yersiz yere gittin. Dile kolay 8 yılı aşkın beraberliğimizi önemsemeyerek gittin… “Ploff” son söylemindi… Ve burnumu doğduğuna pişman eden o kokunu, tüm eşyalarımızın da üzerine püskürterek gittin…
Demedin… “Bensiz ne yapar, yokluğum onu çok üzer mi?”…
Düşünmedin… “Zor gelir mi ondan gidişim?”…
Umarsızca… Onca yaşanmışlığı ve paylaşımı hiçe sayarak gittin… Bana, seni ve seninle aramızın nasıl olduğunu her sorana “Ona çok düşkün değilim, hayatımda olmasa da olur” diye yanıt verirdim… Meğer,,,, meğer farkında değilmişim sana olan bağlılığımın. Meğer görmesem, izlemek istemesem de senin sesine ihtiyaç duyuyormuşum… Ve ben bunu yokluğunda fark ettim.
Ama ardından, senin için “Sen gittinnnn, kokun kaldı senden mirasssss” şeklinde devam eden hüzne batmış, bulanmış bir şarkı ya da şiir yazmayacağım. Ardından karalar da bağlamayacağım... Ve sanırım yokluğunda seni özlemeyeceğim de.
Kabul, gittiğini gördüğüm an çok üzüldüm. Üzüntüm o andı sadece… Devam etmedi,,, edemedi… Çünkü,,,, çünkü hemen başka heyecanlara düştü(k)m. Bizi affet! İlişkimizi paylaştığımız tüm fertlerle yokluğunun ardından ilk bir kaç saat derhal güzel hayallere daldık… Üzülme,,,, bu hayallerin yanı sıra senden de çok bahsettik… Kaldıysa eğer,,,,, kaldıysa eğer kulaklarını bile çınlattık... Ama,,, ama sadece o kadardı… Ötesi yok... Gittin! Sen gittin! Gittin ve bittin!!!
Yerini senden daha heybetli, daha gösterişli ve ihtişamı tartışılamayacak birine bıraktın da gittin. “Ne iyi ettin de gittin” demem, diyemem… fakat… fakat,,, sanırım iyi ettin…
Güle güle sevgili televizyonumuz Profilo… Seni hiç unutmayacağız… ;)
