Kim hangi cesaretle diyebilir ki: Asla, hiçbir zaman?
Kim, sebep bu zulmün devam etmesine?
Biz.
Kim, sebep bu zulmün ortadan kalkmasına?
Yine biz.
Kim eziliyorsa baş kaldırmalı onu ezene karşı!
Kaybeden döğüşmeli!
Kim durdurabilir safa gireni?

Bugünün yenilenleri yarının galipleridir,
Çünkü değişmez, değişir, bugün bile!”

(Bertolt Brecht - Diyalektiğe Övgü)

08 Şub 2010

Güle Güle “X”….

2010-02-08_003334Gittin!

Gitmeyi kendin isteyerek gittin… Hiçbir sebep yokken, yersiz yere gittin. Dile kolay 8 yılı aşkın beraberliğimizi önemsemeyerek gittin… “Ploff” son söylemindi… Ve burnumu doğduğuna pişman eden o kokunu, tüm eşyalarımızın da üzerine püskürterek gittin…

Demedin… “Bensiz ne yapar, yokluğum onu çok üzer mi?”

Düşünmedin… “Zor gelir mi ondan gidişim?”

Umarsızca… Onca yaşanmışlığı ve paylaşımı hiçe sayarak gittin… Bana, seni ve seninle aramızın nasıl olduğunu her sorana “Ona çok düşkün değilim, hayatımda olmasa da olur” diye yanıt verirdim… Meğer,,,, meğer farkında değilmişim sana olan bağlılığımın. Meğer görmesem, izlemek istemesem de senin sesine ihtiyaç duyuyormuşum… Ve ben bunu yokluğunda fark ettim.

Ama ardından, senin için “Sen gittinnnn, kokun kaldı senden mirasssss” şeklinde devam eden hüzne batmış, bulanmış bir şarkı ya da şiir yazmayacağım. Ardından karalar da bağlamayacağım... Ve sanırım yokluğunda seni özlemeyeceğim de.

Kabul, gittiğini gördüğüm an çok üzüldüm. Üzüntüm o andı sadece… Devam etmedi,,, edemedi… Çünkü,,,, çünkü hemen başka heyecanlara düştü(k)m. Bizi affet! İlişkimizi paylaştığımız tüm fertlerle yokluğunun ardından ilk bir kaç saat derhal güzel hayallere daldık… Üzülme,,,, bu hayallerin yanı sıra senden de çok bahsettik… Kaldıysa eğer,,,,, kaldıysa eğer kulaklarını bile çınlattık... Ama,,, ama sadece o kadardı… Ötesi yok... Gittin! Sen gittin! Gittin ve bittin!!!

Yerini senden daha heybetli, daha gösterişli ve ihtişamı tartışılamayacak birine bıraktın da gittin. “Ne iyi ettin de gittin” demem, diyemem… fakat… fakat,,, sanırım iyi ettin…

Güle güle sevgili televizyonumuz Profilo… Seni hiç unutmayacağız… ;)

06 Şub 2010

Farenjit Oldum,,,, Olmadım…. Olabilirim…. Hala Şansım Var…

Fayolka_is_ill_by_Fayolka[1] Hastayım…

Hastalığımın adını “Farenjit” koydum… Kiminle görüşsem “Hastayım, Farenjit oldum” diyorum. Fakat az önce farenjit’in belirtilerini internetten okudum ve gördüm ki alakası bile yok… Ne havalı kelime şu “Farenjit”… Bi olamadım gitti…    E-eee peki ben neyim şimdi? Sadece boğazımda yanma var ve hafif de öksürük… Ama sorun bana “Neyin var?”,,, “Farenjit oldum” derim ben yine. Böyle de lanet bi huyum var…. Kahrım çekilmez valla.

Bayılırım hastalıklarıma teşhis koymaya. Doktorlarla aram iyi değil, e ilaç kullanmayı da sevmiyorum. Bu durumda iş başa düşüyor değil mi? Bazen şeker veya kanser hastası olduğumu bile düşünebiliyorum… Yaşasın ben…

Haa sahi şu berbat kokuyu alıyor musunuz? Hani şu koku canım, (ıykkk) bitki çayı kokusu :) Evet yaa adaçayı içiyorum. Hem de koskocaman bir kupa. Hatta içinde bal bile var. Hiç sevmem… Hatta işin gerçeği kokusundan da nefret ederim. Ama sanırım akıllı bir kız çocuğu gibi davranmalı ve boğazıma iyi gelecek olan şu berbat çayı mideme indirmeliyim... Mırın kırın etmeye hakkım yok. Ya ilaç içecektim, ya da bitki çayı. Ehhh zafer kısa süreliğine adaçayının oldu bu akşam… Hay allah nasıl da merak ettim şimdi hangi ada’nın çayı olduğunu… Umarım şifalı bir adadır ve işe yarar. Çünkü yarın sabah uyandığımda kendimi çok iyi hissetmek istiyorum… Şu an itibari ile zor… Bakalım göreceğiz... Şimdi yatmak ve dinlenmek vakti… Giderken herkese sağlıklı günler dilemeyi ihmal etmeyeyim…

Haydi kalın sağlıcakla… Baş başşş…

02 Şub 2010

Çisilop….. Çikilop…..

Bad_finger_by_Alephunky[1] Şişşştt, bak zaman kaybı okuma boşuna…

Çisilop, çisilop yağıyor yağmur… Hayır, çisilop, çisilop diye ses çıkarmıyor tabii ki. Yağış şekli öyle sadece ve izleyince de anlaşılıyor zaten çisilop, çisilop yağdığı… Çisilop deyince de aklıma çikilop geliyor… Çok alakasız ama aklıma gelmesi için benzer olması gerekmez hiçbir şeyin… Çikilop; Hani şu önce çikolata sosuna, sonra da hindistan cevizine bulanmış bisküvi topları… Midem iyi bu ara, aklıma düşürdüğüm kadar yiyebilirim de…

Haa bu arada çikilopları, çisiloplardan uzak tutmam gerekiyor değil mi? Yoksa tek yapabileceğim şey çisilopların suyla eriyik hale getirdiği çikiloplarımın parmaklarımda bıraktığı halini yalamak olacaktır… Bu durumda bayram edecek olan parmaklarımla aramın bozulmasını istemem. Çikilop, çikolatası onların da hakkı değil mi?

Olsun… Varsın öyle olsun… Löp löp götürmeyelim de, izlerini temizleyelim… “Yahu PaNDoRa yaz şuraya adam gibi bir yazı” dedim kendi kendime ama yok “Saçmalayamayanlara inatla” saçmalamak, saçmaladıklarını sarıp sarmalamaya çalışırken saçmak ve dökmek istedim yine…

Saçmaladım, saçtım, döktüm ve gidiyorum… Benim için dua edin de mantığım yerine gelsin. Yoksaaa vay halinize :)

29 Oca 2010

Hayat Tam Bir Çakal…

Unsafe_by_cenumesimpluHayat; Yaşam… Ömür… Hareket… Can… Canlılık… Yaşama… Yaşantı… vs. vs. vs…. uzar da gider ama uzatmayacağım…

Hayat çok kavramlı sözcüklerden birisidir değil mi? Hayat anlaşılmazdır…Bazılarımız ciddiye alsa da hayatı,,,,,, bazılarımız çoktan dalgaya vurmuştur… Ciddiyet ve dalga, yaşanmışlıklarımızın getirdiğidir aslında… Bir de geçmiş, bir tür yarına nasıl bakacağımızın habercisidir bana göre… Geçtikçe anlar, ya da geçtikçe anlamazdan geliriz… Benim yaptığım gibi yapar birçoğumuz… Es geçer,,,, yok sayar ,,, yaşanmamış varsayar ve kimi zaman hafızada tutmamaya çalışır… Ya da öyle yapabildiğini sanır… Aslında acı olan gerçek, kişinin yanıldığıdır… Kişi yanılır,,, yanılır,,, yanılır… Yanılmaya da devam edecektir hayatın ona sunacağı son an’a kadar… Hayat bir tür de  aldatmacadır aslında… Seni aldatır… beni aldatır… onu aldatır… aldatanı aldatır… aldananı aldatır… Aldatıcı olduğu gibi, bir o kadar da gerçekçi… Korkutucudur… beklemelerin zor olduğudur… vakitlerin geçmesinin istenmediği… kimi zaman da vakitlerin bir an önce geçmesi istendiğidir… Kimi zaman kıytırık… kimi zaman şaşalı… Kimi zaman zarafet… kimi zaman sefalettir hayat… Ardında ne olduğunu bilmediğimiz kilitli bir kapıdır… Kısacası,,, “HAYATBAYAT” gibidir çoğu zaman…

Şimdi… tam da şu anda suratının ortasına çakasım,,, karşısına dikilip de  hesap sorasım var hayatın…

Başlıkta demiştim ya hani “Hayat Tam Bir Çakal”… Şimdi de diyorum ki “E-eee PaNDoRa, madem o kadar çok biliyorsun, çak suratına diline doladığın hayatın da, senden aldıklarını geri al”…

Uyarı; Bu yazı hayat ile ilgili en güzel saçmalanmış yazıdır… Yazar da inanmadı ki zaten yazdıklarına… Dikkate almadı cümlelerini… Hala da almıyor… Sahiplenmiyor döküleni parmaklarından… Sahiplenemediği hayatına karşın, bilerek sahiplenmiyor geçenleri aklından …

P.S. Dinle İdea,,, dinle…

26 Oca 2010

Direniş...

sendika.org